Eskiden sabahları yataktan kalmak istemezken, bütün vücudumu kaplayan (tatlı) ağrılara rağmen en sevdiğim uyanma şarkısını iPad’imde açarak (Günaydın sevgilim ne güzel bir gün, değil mi?) güne gülümseyerek başlıyorum; deyim yerindeyse yataktan artık fırlayarak kalkıyorum. Normalde otobüste uykulu gözlerle iş yerime varırdım ve afyonumun patlaması ancak saat 10’u bulurdu. Artık sekiz buçukta iş yerinin oradaki kafede olup kitap okuyarak, çayımı içip sabah serinliğini vücuduma işliyorum ve “yaşadığımı” hissederek iş yerine giriş yapıyorum. Eskiden tabağımı makarna veya pilav ile doldururken şimdi salata bar için en büyük tabaklardan istiyorum ve bunu “rejim yapmalıyım” psikolojisinde gerçekleştirmiyorum, gerçekten salata yemek istiyorum. Kahvemi krema ile tatlandırırken artık küçük sütlerle şereflendiriyorum. Arkadaşlarım iş çıkışı bir şeyler yeyip içmeye giderken ben koşarak eve geliyorum ve sporumu yapıyorum. Garip gelebilir ama telefonla bile artık çok fazla konuşmuyorum, çünkü bu benim hayatım ve boşa harcayacak zamanım yok. Aptal Facebook oyunları da oynamıyorum ayrıca. Normalde yoğun...
Giderek Değiştiğimi Hissediyorum… P90X Etkileri
